KAST

 

‘Kast’, yönelme, itimat, dosdoğru yürüme, bir hedef belirleyip o doğrultuda hareket etme, aşırılıklara düşmeden dengeli düşünme, dengeli yaşama ve hep orta yolu takip etme anlamlarına gelir.

 

Tasavvufçulara göre,  Mahbûb-u Hakîkî (gerçek sevgili) olan Allah (c.c.) sevgisini, Allah (c.c.) hoşnutluğunu elde etme yolunda, O’ndan başka her şeyden kalbi alakayı kesme şeklinde tarif edilmiştir.

 

Yani, ‘gönül bir Hüdâ evidir, onu Allah (c.c.)’tan başka her şeyden pak tut ki, o sarayın gerçek sahibi, tecelli köşkünü rahmetle şereflendirsin’ ifadesinde bu yüksek teveccüh ve itimadı ve bu yüksek hedefi tahakkuk ettirme yönündeki  niyet ve kararlılığı anlatmaktadır ki, kasttan azme, azimden hedefe çok uzak ve yakın, çok uzun ve kısa bir mesafeyi kuşbakışı gözlerimizin önüne sermektedir.

 

Aslında aşırılıklara, dolayısıyla da kalbi ve ruhi sıkıntılarla karşılaşmadan huzur ve doyumluluk içinde bulunmanın tek önemli bir yolu vardır; o da, Hakk rızası ve Hakk sevgisinin esas alınıp, hayatın bir dantelâ gibi bu esaslar çerçevesinde nakşedilip yaşanmasıdır.

 

Gönlünde O’na doğru seyahate karar vermiş ruhlar, bir an bile yolculuktan, yol tasavvurundan ve o yolda hedeflenen yüce mana ve yüce gayelerden gafil olmazlar. Bir kere gözleri ağyara (başkaları) kaysa ve ağyara “yar” deseler, bir ömür boyu üzülür ve inlerler. O’nun yoluyla hiç tanışmama büyük bir talihsizlik “tanıyıp-tanıştım” dedikten sonra takılıp yollarda kalma ise bir hüsran ve büyük kayıptır.

 

Kast, evvelâ, kalp yamaçlarında doğar ve gelişir, his vadilerinde bir çağlayan haline gelir ve gürler. Sonra da insanın bütün benliğini sarar ve trafik işaretleri gibi ona gideceği hedefi gösterir. Bu manada kast, şuurlu bir niyet ve gönül tepelerine saçılmış bir tohum gibidir. Bu niyetle gerilen ruh ve gönül tepelerine tohum saçan el, bir de ilahi teyitle desteklenirse, her hamle ve gayret döl yatağını yüzlerce hayr-u berekete açar ve beklemeye koyulur. Kast ile belli bir turnikeye giren insan, iki adım ötede azimle buluşur ve azim atmosferinde yüzmeye başlar. [1]

 

 

 


[1] Kalbin Zümrüt Tepelerinde, M. F. Gülen.