HİMMET
‘Himmet’, sözlükte bir şeye kesin olarak karar vermek, yardım, koruma, çalışma, gayret gösterme, emek harcama, azim ve onu yapmaya kalpte doğan ciddi bir gayretle yönelmektir. Çoğulu ‘Himem’dir.
Tasavvufçulara göre himmet, kalbin bütün gücüyle Cenab-ı Hakk’a yönelmesidir. Kalp ve gönülden gösterilen ciddi ve ileri derecede gayreti ifade eder. Bu kelime ile aynı zamanda, emek, çalışma, çabalama gibi şevk ve hevesle dolu beşeri haller de anlatılır.
Daha çok tasavvufta kullanılan bir kavram olan himmet, o kültür çerçevesinde velilerde var olduğu kabul edilen olağanüstü irade gücünü anlatmaktadır.Bu bağlamda ‘bir kemal halini veya diğer bir şeyi elde etmek için bütün ruhani gücüyle kalbin Allah (c.c.)’a yönelmesi’ şeklinde tarif edilmiştir. Bununla ermiş kişilerin; maksadı hasıl eden, iş bitiren ve dilediklerini yerine getiren manevi güç kastedilir. Böylece himmet kavramı ile tasavvufta velilerin teveccühü, tasarrufu ve işleri başarmadaki olağanüstü gücü akla gelmektedir.Zaten tasavvuf kültüründe, manevi değeri olan hal ve işleri mürşid ile ve özellikle veli kabul edilerek sıradan insanlarla ayrı tutulan kişilerle mutlaka bir şekilde ilişkilendirme, hatta bazen adeta onlara bağlama, onların himmetinden bilme anlayışı hakimdir ve tarikate intisabı olan dervişler herhalde böyle bir yaklaşımda bulunurlar. Bu husus tarikat eğitiminin de bir parçasını oluşturur.
Tasavvuf ve tarikatlerde himmetin, nesneleri, kişileri ve ruhları etkileyip yönlendirdiğine, ilahi yardım ve rahmetin gelmesine vesile olduğuna inanılır. Bu nedenle de şeyh-mürid ilişkisinde önemli bir yeri vardır. Halvete giren mürid manevi yolculuğunda şeyhinin himmetini ister. Çünkü bu yolda karşılaşacağı zorlukları ve belaları ancak bu sayede aşacağına inanır.
Himmetin bir de dini hizmetler için maddi ve manevi yardımlarda bulunma, gayret etme, bu uğurda çalışma, zamanını ve imkanlarını seferber etme anlamı vardır ki bu da sıklıkla kullanılır.