İFTİRA

      ‘İftira’, birine asılsız yere bir suç yüklemek, olmayan bir şeyi olmuş gibi anlatmak, başkalarına kara çalmak demektir. Kur’an-ı Kerimde “ifk” kelimesi de aynı anlamda kullanılmıştır.

        Gıybet, başkası hakkında ileri geri konuşmak, başkalarını memnun olmayacakları şekilde anmaktır. İftira, ise aslı esası olmayan kötü şeyleri başkaları hakkında uydurup söylemektir, hatta bunu yaymaktır.

       İftira huyunun sebebi, insanlardaki yükselme ve daha fazla dünyalık toplama arzusu veya kıskançlıktır. Başkalarının sahip olduğu nimetlere ulaşamayanlar, o nimet sahiplerini iftira ile, bühtan ( yanlış hakkında yanlış değerlendirme) ile zayıflamaya ellerindekini almaya çalışırlar.

       İftira, öteden beri sinsi düşmanların en keskin silahıdır. Allah’tan korkmayıp, kuldan utanmayanlar, başkalarını alt etmek, onları gözden düşürmek için iftira yoluna baş vururlar.

        Kimileri ya kendi işledikleri ya da başkalarının işledikleri suçları, üçüncü bir kişiye iftira ederek, onun sırtına suç yükünü yüklemek isterler.

       İftira, toplumun huzurunu bozan, kişiler arsındaki kin ve nefret  duygularını artıran son derece çirkin bir davranıştır. İftira, hem atana hem hem de iftira edilene büyük zarar verir. Bir iftiradan dolayı zarara uğrayan kişi mazlum konumundadır. İftira eden ise günün birinde bu yaptığı çirkin işin zararını mutlaka görür. Başkalarına utanmadan çirkin şeyleri ve suç fiillerini isnad eden kimselerin yaşadığı toplumda huzurun, insanlar arasında bağlılık ve sevginin olması mümkün değildir.

        Adaletin olmadığı yerlerde iftira faaliyetleri daha da artar. Hakkına razı olmayan kişiler, daha fazlasına ulaşmak ve haksız kazançlar elde edebilmek için, başkalarını gözden düşürmek üzere iftira huyuna baş vurabilirler.  

       Günümüzde iftira kampanyaları medya dediğimiz kitle haberleşme araçları tarafından daha tehlikeli bir şekilde yapılmaktadır. 

       Medya sahiplerinin, yazarlarının, muhabirlerinin işlerini titizlikle yapmaları, toplumu birbirine düşürecek işlerden kaçınmaları gerekir.

 İftiranın Çeşitleri 

       Dinimize göre iftiranın her türlüsü haramdır. Allah (c.c.) iftira edenleri (müfterileri) sevmemektedir. En büyük müfteri ise (şirk koşan) müşriklerdir. Çünkü onlar Allah’a ortaklık iftirası atmaktadırlar.

       Muaz İbnu Esed el-Cüneri anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: 

       “Kim bir mü’mini bir münafıka kaşı korursa, Allah (c.c.) da onun için Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de bir müslümana kötülenmesini isteyerek iftira atarsa, Allah (c.c.) onu Kıyamet gününde, cehennem köprülerinden birinin üstünde, söylediğin (günahından temizlenip) çıkıncaya kadar hapseder.” (Ebu Davud.)  

       İffetli bir kadına zina iftirası atanlar hakkında dünyada ve ahirette oldukça ağır cezalar vardır. (Nur sûresi,  24/23-25.) Burada ayrıca iftira anlamına gelen ‘rema’ fiili kullanılmıştır.

       İftiranın bir anlamı da, içinde fesat olan şeyi ortaya çıkarmak, yalan sözü uydurmak demektir. Kur’an buradan hareketle şirk, zulüm ve yalan yerine (iftira) kelimesini kullanmaktadır.

        “... Kim Allah’a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla (Allah’a) iftira etmiş olur.” (Nisâ sûresi, 4/48.  ) âyetinde olduğu gibi (şirk) Allah katında bir iftiradır. Gerçekte onun ortağı yoktur, müşrikler ise ortağı ve benzeri olmayan Allah’a kendileri bir eş uyduruyorlar. 

       Allah (c.c.) adına helal ve haram ölçüleri koyanlar (Âl-i İmrân sûresi, 3/94.); kini değiştirip Peygamberimizin özelliklerini ilahi kitaplardan silenler (En’am sûresi, 6/21.); kendisine vahy edilmediği bana da vahyediliyor.” diyenler (En’am sûresi, 6/93.); Allah’tan kendisine bir ilim (vahy) gelmediği halde O’nun adına hüküm koyanlar (En’am sûresi, 6/144.); Allah’tan başkasını ilah edinenler (Kehf sûresi, 18/15 .) apaçık bir iftira içindedirler.

       Kur’an-ı Kerim bir çok bir âyette ‘iftira’yı yalan anlamında kullanmaktadır. Allah’a karşı yalan uyduranlara (iftira edenlere) en büyük zalim deniliyor. (A’râf sûresi, 7/37; Yûnus sûresi, 10/17. )  

       İnkarcıların bu iftiraları, yukarıda sıralandığı gibi, ya taptıkları putların hak olduğunu iddia etmeleri şeklinde, ya Allah’ın (c.c.) âyetlerini yalanlama, ya O’nun adına din uydurma, ya O’ndan gelen vahy’i  yalan sayma, kendilerini kurtulanlardan kabul etme, Allah’ın haksızlık yapacağını düşünmeleri, ya kesin âyet geldiği zaman inanacaklarına yemin etmeleri, ya müşriklerin, kendi yaptıklarını doğru ve süslü görmeleri şeklinde ortaya çıkmaktadır. 

       İnanmayanlar, Kur’an-ı Kerim’i peygamber uydurdu (iftira etti), diyorlardı. Kur’an onların bu iddialarını reddediyor. (Yûnus sûresi, 10/38; Hûd sûresi, 11/13.35; Secde sûresi, 32/3.)  

       Kur’an’ın ifadesiyle, şirk koşanlar, zulme sapanlar, din adına yalan söyleyenler, ya da kendi kafalarından din uyduranlar, Allah adına aslı astarı olmayan inançlar ve hükümler uyduranlar iftira içindedir. İftiranın bu çeşidi çirkinlik bakımından daha kötü, zarar verme bakımından daha geniştir. (İslâm’ın Temel Kavramları, H. K. Ece.

       Müslüman kişi, yukarıda temel kaynak’tan tanımı ve çeşitleri açıklanan

İftira  hastalığına asla kapılmamalı, kendisi düşmediği gibi bu kötü huyu taşıyanları gördüğü zaman da onları bundan sakındırmalıdır. Bunu yaptığı taktirde o insana büyük bir iyilik yapmış olacak ve onu hem bireysel ve hemde toplumsal zararları olan bu kötü hastalıktan kurtarmış olacaktır.